SIKÇA SORULAN SORULAR

Hukuk büronuz nerede?

Hukuk büromuz Edirne’de bulunmaktadır. İletişim ve adres bilgilerine web sitemizin “İletişim” bölümünden ulaşabilirsiniz.

Edirne dışındaki davalara bakıyor musunuz?

Evet, Türkiye genelindeki davalara bakıyoruz. Dosyanın niteliğine ve yargılamanın bulunduğu yere göre süreç fiziki veya elektronik ortamda takip edilebilmektedir.

Online görüşme yapıyor musunuz?

Evet. Hukuki danışmanlık ve ön görüşmeler, uygunluk durumuna göre online olarak da gerçekleştirilebilmektedir.

Dava için mutlaka avukata vekâletname vermek gerekir mi?

Hayır. Hukukumuzda, kural olarak kişilerin davalarını avukat aracılığıyla takip etme zorunluluğu bulunmamaktadır. Kişi davasını kendisi takip edebilir. Bununla birlikte, yargılama sürecinde sürelerin takibi, usul işlemlerinin doğru şekilde yerine getirilmesi ve hak kayıplarının önlenmesi açısından bir avukattan hukuki yardım alınması yararlıdır.

Avukatların reklam yapması yasak mıdır?

Evet. Avukatların reklam yapmaları yasaktır. Ancak bu yasak, avukatların kendileri ve mesleki faaliyetleri hakkında kamuoyunu bilgilendiremeyecekleri anlamına gelmez. Avukatlar; meslek kurallarına ve reklam yasağına uygun hareket etmek kaydıyla internet sitesi ve sosyal medya kullanabilir, hukuki konularda bilgilendirici içerikler paylaşabilirler.

Avukata danışmak ücretli midir?

Evet. Hukuki danışmanlık, avukatlık mesleği kapsamında sunulan bir hizmettir ve ücrete tabidir. Avukatların, Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen asgari ücretlerin altında hukuki danışmanlık hizmeti sunmaları yasaktır. Danışmanlık ücreti, görüşmenin ve hukuki konunun kapsamına göre belirlenmektedir.

Uzlaşmak mı, dava açmak mı daha iyidir?

Hukukta sıkça kullanılan “En kötü uzlaşma, en iyi dava sonucundan iyidir.” sözü, her uyuşmazlıkta mutlaka uzlaşılması gerektiği anlamına gelmez. Bu söz; yargılamanın süresi, masrafları, belirsizliği ve taraflar üzerindeki yükü dikkate alındığında, makul bir uzlaşmanın çoğu zaman değerlendirmeye değer olduğunu ifade eder. Dava sonunda verilecek karar tarafların kontrolünde değildir; uzlaşmada ise taraflar, karşılıklı kabul edebilecekleri çözümü kendileri belirleyebilir. Bununla birlikte, her uzlaşma teklifi hakkaniyetli veya kabul edilebilir olmayabilir. Bu nedenle uzlaşma veya dava yoluna devam etme kararı; uyuşmazlığın niteliği, mevcut deliller, hukuki riskler ve tarafların menfaatleri birlikte değerlendirilerek verilmelidir.

Avukatlık ücretleri neden avukattan avukata değişir?

Avukatlık hizmetlerinde herkes için geçerli tek bir ücret bulunmamaktadır. Avukatlık ücreti; uyuşmazlığın niteliği, dosyanın kapsamı ve zorluğu, yapılması gereken işlemler, öngörülen çalışma süresi ve avukatın mesleki deneyimi gibi çeşitli unsurlar dikkate alınarak avukat ile müvekkil arasında belirlenir. Bu nedenle aynı türde görünen bir hukuki iş için farklı avukatların farklı ücretler belirlemesi mümkündür.

Ancak avukatlık ücretinin belirlenmesinde kanuni sınırlar bulunmaktadır. Türkiye Barolar Birliği tarafından yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, avukatlık hizmetleri bakımından uygulanabilecek asgari ücretleri belirler ve avukatların bu tarifede belirtilen ücretlerin altında vekâlet ücreti kararlaştırmaları yasaktır.Bunun yanında, Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesi uyarınca, dava veya hükmolunacak şeyin değeri ya da paranın belirli bir yüzdesinin avukatlık ücreti olarak kararlaştırılması hâlinde bu oran %25’i aşamaz. Dolayısıyla Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi bütün avukatların aynı ücreti talep etmesini sağlayan sabit bir fiyat listesi değildir. Avukatlık ücreti, kanunda ve tarifede öngörülen sınırlar içerisinde, sunulacak hukuki hizmetin niteliği ve kapsamı dikkate alınarak avukat ile müvekkil arasında belirlenir.

Davalar ne kadar sürer?

Bir davanın ne kadar süreceğini önceden kesin olarak söylemek mümkün değildir. Davanın türü, dosyanın kapsamı, delillerin toplanması, tanık ve bilirkişi incelemeleri, mahkemenin iş yoğunluğu ile istinaf ve temyiz süreçleri yargılama süresini etkileyebilir. Bu nedenle her dosyanın süresi kendi koşullarına göre değerlendirilmelidir.

Mahkeme kararıyla hükmedilen vekâlet ücreti kime aittir?

Bir davada iki farklı avukatlık ücreti söz konusu olabilir ve bunlar çoğu zaman birbiriyle karıştırılmaktadır. Bunlardan ilki, müvekkil ile avukat arasında kararlaştırılan avukatlık ücretidir. Bu ücret, avukatın üstlendiği hukuki hizmet karşılığında müvekkil tarafından avukata ödenir. İkincisi ise mahkeme tarafından, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre karşı tarafa yükletilen karşı vekâlet ücretidir. Davanın sonucuna göre bu ücrete taraflardan biri veya kısmen kabul ve kısmen ret hâlinde her iki taraf lehine de hükmedilebilir. Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesi uyarınca, mahkeme kararıyla karşı tarafa yükletilen bu vekâlet ücreti avukata aittir.

Mahkemenin karşı taraf aleyhine vekâlet ücretine hükmetmesi, müvekkilin kendi avukatına ödediği avukatlık ücretinin karşı tarafça geri ödenmesi anlamına gelmez. Müvekkilin avukatıyla kararlaştırdığı ve avukatına ödediği ücret ile mahkemenin hükmettiği karşı vekâlet ücreti hukuken birbirinden farklı iki ayrı ücrettir. Bu nedenle karşı taraftan tahsil edilen karşı vekâlet ücreti müvekkile ödenmez; Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesi gereğince avukata aittir.

Avukat müvekkilinden öğrendiği bir sırrı açıklayabilir mi?

Hayır. Avukat, müvekkilinin izni olmadıkça mesleği nedeniyle öğrendiği sırları ve bilgileri açıklayamaz. Avukatlık Kanunu’nun 36. Maddesi uyarınca avukatların, kendilerine tevdi edilen veya avukatlık görevi nedeniyle öğrendikleri hususları açığa vurmaları yasaktır.

Aynı olayda iki mahkeme neden farklı karar verebiliyor?

Birbirine çok benzeyen olaylarda dahi deliller, tarafların iddia ve savunmaları veya olayın ayrıntıları farklı olabilir. Ayrıca kanun hükümlerinin yorumlanması ve delillerin değerlendirilmesinde mahkemeler arasında farklılıklar ortaya çıkabilir. Bu nedenle benzer uyuşmazlıklarda farklı kararlar verilmesi mümkündür. İstinaf ve temyiz kanun yolları da bu farklılıkların denetlenmesi ve hukuk uygulamasında birliğin sağlanması açısından önemli bir işleve sahiptir.

Duruşmalara katılmak zorunda mıyım?

Bu, davanın türüne ve kişinin yargılamadaki sıfatına göre değişir. Hukuk davalarında, kural olarak vekille takip edilen bir davada tarafın duruşmaya bizzat katılması gerekmez. Ancak mahkeme, gerekli gördüğü hâllerde tarafın bizzat hazır bulunmasını isteyebilir. Ceza yargılamasında ise sanık, mağdur, müşteki veya tanık bakımından duruşmaya katılma konusunda farklı kurallar uygulanır. Bu nedenle duruşmaya katılma zorunluluğu her dosyanın özelliğine göre değerlendirilmelidir.

Duruşmada nasıl giyinmeliyim?

Duruşmaya katılacak taraflar, tanıklar veya izleyiciler için özel bir kıyafet zorunluluğu bulunmamaktadır. Bununla birlikte mahkeme salonunun resmî niteliği dikkate alınarak temiz, sade ve uygun bir kıyafet tercih edilmesi yerinde olur. Duruşmaya takım elbiseyle veya çok resmî bir kıyafetle katılmak zorunlu değildir.

Herkes istediği bir davanın duruşmasını izleyebilir mi?

Kural olarak evet. Mahkemelerde duruşmalar alenidir ve davanın tarafı olmayan kişiler de duruşmaları izleyebilir. Ancak genel ahlakın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hâllerde duruşmanın bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına karar verilebilir. Ayrıca çocukların yargılandığı davalar gibi kanunen kapalı yapılması gereken duruşmalar da bulunmaktadır. Kapalı duruşmalara, mahkemenin izin verdiği kişiler dışında izleyici kabul edilmez.

Adli tatilde adliyeler kapanıyor mu?

Hayır. Adli tatil, adliyelerin veya mahkemelerin kapandığı bir dönem değildir. Adli tatil her yıl 20 Temmuz’da başlar ve 31 Ağustos’ta sona erer. Bu dönemde, kanunda belirtilen istisnalar dışında genel olarak duruşma yapılmaz; bekletilmesinde sakınca bulunan işler ise görülmeye devam eder. Adli tatil nedeniyle bazı hukuki süreler de adli tatil sonrasına uzar. Adli tatilde dava açılabilir, dilekçe verilebilir ve icra işlemleri yapılabilir. Personelin önemli bir kısmının izinlerini bu dönemde kullanması nedeniyle adliyelerdeki çalışma temposu düşüktür.

Türkiye’de mahkemelerde jüri var mıdır?

Hayır. Türkiye’deki yargı sisteminde Amerika Birleşik Devletleri gibi bazı ülkelerde görülen jüri sistemi bulunmamaktadır. Filmlerde görülen, vatandaşlardan oluşan bir jürinin sanığın suçlu olup olmadığına veya davanın sonucuna karar vermesi şeklinde bir uygulama Türk hukukunda yoktur

Hâkimler duruşmada tokmak kullanır mı?

Hayır. Türkiye’de hâkimlerin duruşma sırasında tokmak kullanmasına ilişkin bir uygulama bulunmamaktadır. Filmlerde ve dizilerde mahkeme salonlarıyla özdeşleşen hâkim tokmağı, özellikle Amerikan hukuk kültürünün popülerleşmiş sembollerinden biridir. Türk mahkemelerinde hâkimler duruşmanın düzenini sözlü olarak ve kanunun kendilerine verdiği yetkiler çerçevesinde sağlar.

WhatsApp yazışmaları mahkemede delil olarak kullanılabilir mi?

Evet, kullanılabilir. Uyuşmazlıkla ilgili olan ve tarafı olduğunuz WhatsApp yazışmaları mahkemede delil olarak sunulabilir. Ancak yazışmaların gerçek olması, üzerinde oynanmamış veya değişiklik yapılmamış olması ve hukuka aykırı yollarla elde edilmemiş olması gerekir. Gerektiğinde yazışmaların gerçekliği ayrıca incelenebilir.

Susma hakkı nedir?

Susma hakkı, bir suç isnadıyla karşı karşıya olan kişinin kendisini suçlayıcı beyanda bulunmaya zorlanamamasının bir sonucudur. Şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturma sırasında kendisine yöneltilen suçlamalar hakkında açıklama yapmama hakkına sahiptir. Susma hakkının kullanılması, kişinin suçlu olduğu anlamına gelmez ve tek başına kişinin aleyhine değerlendirilemez.

Sanığın yalan söyleme hakkı var mıdır?

Ceza yargılamasında sanığın tanık gibi doğruyu söyleme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Sanık, kendisine yöneltilen suçlama hakkında susma hakkına sahiptir ve kendi aleyhine beyanda bulunmaya zorlanamaz. Bu nedenle sanığın yalnızca kendisini savunmak amacıyla gerçeğe aykırı beyanda bulunması, kural olarak yasak değildir. Ancak bu, sanığın savunma amacıyla her türlü hukuka aykırı davranışı gerçekleştirebileceği anlamına gelmez. Başkasına suç isnat etmek, sahte delil üretmek veya başka bir suç oluşturan eylemde bulunmak ayrıca cezai sorumluluk doğurabilir. Kısacası sanığın yalan söyleme hakkı olduğundan değil, doğruyu söyleme yükümlülüğünün bulunmadığından söz etmek daha doğrudur.

Şüpheden sanık yararlanır” ne demektir?

“Şüpheden sanık yararlanır” ilkesi, bir kişinin cezalandırılabilmesi için suçu işlediğinin her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ortaya konulması gerektiğini ifade eder. Yargılama sonunda sanığın suçu işleyip işlemediği konusunda giderilemeyen bir şüphe bulunuyorsa, bu şüphe sanık aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet kararı verilemez. Ceza yargılamasında mahkûmiyet ihtimale değil, kesin ve yeterli ispata dayanmalıdır.

Bir kişinin tutuklanması ceza alacağı anlamına mı gelir?

Hayır. Tutuklama bir ceza değil, yargılama sürecinde uygulanan geçici bir koruma tedbiridir. Bir kişinin tutuklanmış olması, suçlu olduğu veya mutlaka ceza alacağı anlamına gelmez. Tutuklu yargılanan bir kişi yargılama sonunda beraat edebileceği gibi, tutuksuz yargılanan bir kişi de mahkûm olabilir. **Suçluluk ancak kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla belirlenir.

Zamanaşımı neden vardır? Suç işleyen kişi neden zaman geçince cezalandırılmaz?

Zamanaşımının temelinde, ceza adaletinin sonsuza kadar belirsizlik içinde bırakılamayacağı düşüncesi vardır. Zaman geçtikçe deliller kaybolabilir, tanıkların hafızası zayıflayabilir ve olayın sağlıklı biçimde yargılanması güçleşebilir. Çok uzun süre sonra verilecek bir cezanın caydırıcılık ve toplumsal faydası da azalabilir. Ayrıca hukuk, insanların süresiz biçimde soruşturulma veya cezalandırılma tehdidi altında yaşamasını istemez. Zamanaşımı aynı zamanda devlete suçları makul bir süre içinde soruşturma, kovuşturma ve verilen cezaları infaz etme sorumluluğu yükleyen bir kurumdur. Bu nedenle kanun koyucu, suçun ağırlığına göre farklı zamanaşımı süreleri belirlemiştir. Bazı ağır suçlarda ise zamanaşımı uygulanmaz.

Müebbet hapis gerçekten ömür boyu mu demektir?

“Müebbet” kelimesi sürekli, sonsuz ve ömür boyu devam eden anlamına gelir. Türk Ceza Kanunu’nun 48. maddesine göre müebbet hapis cezası, hükümlünün hayatı boyunca devam eder. Ancak müebbet hapis cezasına mahkûm olmak, kişinin mutlaka hayatının sonuna kadar cezaevinde kalacağı anlamına gelmez. Hükümlü, infaz mevzuatında öngörülen koşulları yerine getirmesi hâlinde belirli bir süre cezaevinde kaldıktan sonra koşullu salıverilmeden yararlanabilir. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasında ise infaz koşulları ve koşullu salıverilme süreleri daha ağırdır; bazı suçlar bakımından koşullu salıverilme imkânı da bulunmayabilir.

Haberlerde gördüğümüz onlarca, yüzlerce yıl hapis cezası nasıl mümkün oluyor?

Zaman zaman haberlerde bir kişinin yüzlerce yıl hapis cezasına mahkûm edildiğini görüyoruz. İnsan ömrü düşünüldüğünde bu rakamlar doğal olarak şaşırtıcı geliyor. Aslında mahkeme kişiye tek bir suçtan bu kadar yüksek yıl hapis cezası vermemektedir. Sanığın çok sayıda kişiye karşı veya farklı tarihlerde işlediği birden fazla suç varsa, her bir suç bakımından ayrı ayrı ceza belirlenebilir.Bu nedenle haberlerde onlarca veya yüzlerce yıllık toplam hapis cezalarıyla karşılaşmak mümkündür. Ancak mahkemenin hükmettiği toplam ceza ile kişinin fiilen cezaevinde geçireceği süre aynı şey değildir. Cezanın nasıl infaz edileceği; suçların türüne, işlenme tarihlerine, mahkûmiyetlerin niteliğine ve infaz mevzuatındaki koşullu salıverilme hükümleri gibi birçok kurala göre ayrıca belirlenir.

Anlaşmalı boşanmanın şartları nelerdir?

Evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, eşlerin boşanma konusunda anlaşmaları ve boşanmanın mali sonuçları ile varsa çocukların durumu konusunda uzlaşmaları gerekir. Hâkim tarafları bizzat dinleyerek boşanma iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmeli ve yapılan düzenlemeyi uygun bulmalıdır. Uygulamada tarafların anlaştıkları hususlar genellikle bir anlaşmalı boşanma protokolünde düzenlenir.

Anlaşmalı boşanma tek celsede biter mi?

Gerekli şartların sağlanması, tarafların duruşmaya bizzat katılması ve hâkimin tarafların anlaşmasını uygun bulması hâlinde anlaşmalı boşanma davaları genellikle tek celsede sonuçlanır. Ancak her davanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, anlaşmalı boşanmanın mutlaka tek celsede biteceği garanti edilemez.

Çekişmeli boşanma ne demektir?

Çekişmeli boşanma, eşlerin boşanma veya boşanmanın sonuçları konusunda anlaşamadıkları ve uyuşmazlıkların mahkeme tarafından karara bağlandığı boşanma türüdür. Eşler; boşanma, velayet, nafaka, maddi ve manevi tazminat gibi konulardan birinde veya birkaçında anlaşmazlık yaşayabilir.

Türk hukukunda bir kişi evlatlıktan reddedilebilir mi?

Hayır. Türk hukukunda “evlatlıktan reddetme” adı verilen ve kişinin çocuğuyla olan anne-babalık bağını tek taraflı olarak sona erdiren bir kurum bulunmamaktadır. Anne veya baba, “Artık benim çocuğum değilsin.” diyerek hukuki soybağını ortadan kaldıramaz. Ancak belirli ve kanunda sayılan şartların bulunması hâlinde çocuk mirasçılıktan çıkarılabilir. Halk arasında “evlatlıktan reddetme” olarak ifade edilen durum çoğu zaman mirasçılıktan çıkarma ile karıştırılmaktadır.

Doğmamış bir çocuk mirasçı olabilir mi?

Evet. Anne karnındaki çocuk, sağ doğmak koşuluyla mirasçı olabilir. Türk Medeni Kanunu’na göre cenin, ana rahmine düştüğü andan itibaren, sağ doğmak şartıyla miras hakkına sahip olur. Örneğin babası çocuk doğmadan önce vefat ederse, çocuk sağ doğduğu takdirde babasının mirasçısı olur.

Evcil hayvana miras bırakılabilir mi?

Hayır. Türk hukukunda evcil hayvanlar mirasçı olamaz. Bir vasiyetnameye “Bütün malvarlığımı kedime bırakıyorum.” şeklinde bir hüküm yazılması, kediyi mirasçı hâline getirmez. Ancak kişinin ölümünden sonra evcil hayvanının bakımını güvence altına alması mümkündür. Örneğin vasiyetnameyle belirli bir kişiye mal veya para bırakılırken, bu kişiye evcil hayvanın bakımını üstlenmesine yönelik bir yükümlülük getirilebilir.

Unutulma hakkı nedir?

Unutulma hakkı, kişinin geçmişte yaşanan ve zamanla güncelliğini veya kamuoyu açısından önemini yitiren bazı kişisel bilgilerinin internet ortamında sürekli karşısına çıkmasına karşı korunmasını ifade eder. Belirli şartlarda kişi, kendisiyle ilgili içeriklerin silinmesini veya özellikle arama motorlarında adıyla yapılan aramalarda bu içeriklere ulaşılmasının engellenmesini talep edebilir. Ancak unutulma hakkı mutlak değildir; ifade ve basın özgürlüğü ile kamuoyunun bilgi edinme hakkı da dikkate alınarak her olay kendi koşullarına göre değerlendirilir.

Halk arasında kullanılan “46’lı” tabirinin hukukla ilgisi var mıdır?

Evet. Halk arasında zaman zaman akıl sağlığı yerinde olmadığı düşünülen kişiler için kullanılan “46’lı” tabirinin kökeni eski Türk Ceza Kanunu’na dayanmaktadır. Eski Türk Ceza Kanunu’nun 46. maddesinde, suç işlediği sırada akıl hastalığı nedeniyle şuur veya hareket serbestisini tamamen kaldıracak durumda bulunan kişilere ceza verilemeyeceği düzenlenmiştir. Bu kişiler hakkında ceza yerine muhafaza ve tedaviye ilişkin tedbirler uygulanabiliyordu. Bu düzenleme nedeniyle zaman içerisinde “46. maddeye tabi olmak” ifadesinden hareketle “46’lı” sözü günlük dile yerleşmiştir.

Yapay zekâdan alınan hukuki bilgiye güvenilebilir mi?

Yapay zekâ, hukuk alanında güçlü ve faydalı bir yardımcı araçtır. Çok kısa sürede büyük miktarda bilgiyi inceleyebilmesi, hukuki kavramları açıklayabilmesi, farklı ihtimalleri ortaya koyabilmesi v sayesinde hem hukukçular hem de hukuki bilgi arayan kişiler açısından önemli imkânlar sunmaktadır. Doğru kullanıldığında hukuki araştırmayı kolaylaştırabilir ve kişinin karşılaştığı hukuki meseleyi daha iyi anlamasına yardımcı olabilir. Ancak yapay zekânın güçlü bir araç olması, verdiği her bilginin doğru olduğu anlamına gelmez. Yapay zekâ sistemlerinde “halüsinasyon” olarak adlandırılan bir durumla karşılaşılabilir. Halüsinasyon, yapay zekânın gerçekte bulunmayan bir bilgiyi doğruymuş gibi üretmesi ve bunu oldukça ikna edici bir dille sunmasıdır. Örneğin yapay zekâ, gerçekte mevcut olmayan bir Yargıtay kararı, yanlış bir karar numarası veya bulunmayan bir kanun hükmü oluşturabilir. Bu nedenle yapay zekâyı hukuk alanında göz ardı edilmemesi gereken son derece değerli bir yardımcı olarak görmek; ancak ürettiği hukuki bilgileri güvenilir kaynaklardan doğrulamak gerekir.

Dünya ve Avrupa genelinde en fazla avukat hangi ülkelerde bulunuyor?

Avukat sayısına ilişkin veriler ülkelerin kayıt sistemlerine ve verilerin ait olduğu yıllara göre farklılık gösterdiğinden kesin bir sıralama yapmak güçtür. Bununla birlikte mevcut verilere göre dünyada en fazla avukatın bulunduğu ülke Hindistan olup, Hindistan’ı Amerika Birleşik Devletleri ve Brezilya takip etmektedir. Avrupa’da ise mevcut veriler dikkate alındığında İtalya birinci, Türkiye ise ikinci sırada yer almaktadır.

Türkiye’deki bir avukat yabancı bir ülkede avukatlık yapabilir mi?

Hayır. Türkiye’de alınan hukuk diploması ve avukatlık ruhsatı, başka bir ülkede avukatlık yapma ve o ülkenin mahkemelerinde müvekkili temsil etme yetkisi vermez. Bir avukatın başka bir ülkede avukat olarak mesleki faaliyette bulunabilmesi için o ülkenin aradığı şartları yerine getirmesi gerekir. Ülkeye göre hukuk diplomasının tanınması, gerekli sınav veya eğitimlerin tamamlanması, avukatlık ruhsatı ya da mesleki yetkinin alınması ve çalışma izni gibi şartlar söz konusudur.

Hukuk fakültesinde okumayı tavsiye eder misiniz?

Hukuk, yalnızca kanunları öğrenmekten ibaret bir alan değildir. Yoğun okuma, araştırma, yorumlama ve sürekli öğrenme gerektirir. İnsanların hayatını doğrudan etkileyen sorunlarla ilgilenmeyi, farklı görüşleri değerlendirmeyi ve düşüncelerini gerekçeleriyle savunmayı seven kişiler için oldukça tatmin edici bir alandır. Ancak hukuk fakültesi ve sonrasındaki meslek hayatı ciddi bir çalışma disiplini, sorumluluk ve sabır gerektirir. Bu nedenle hukuk fakültesini yalnızca meslek sahibi olmak veya belirli bir unvana ulaşmak amacıyla değil, hukuka gerçekten ilgi duyan kişilere tavsiye ederim.

Duruşmalar neden bu kadar geç günlere veriliyor?

Bir duruşmanın birkaç ay sonrasına bırakılması her zaman dosyada hiçbir işlem yapılmadan beklendiği anlamına gelmez. Mahkemeler aynı anda çok sayıda dosyayı takip etmekte ve duruşma günleri mahkemenin iş yoğunluğuna göre belirlenmektedir. Ayrıca yargılama yalnızca duruşma salonunda yapılan işlemlerden ibaret değildir. İki duruşma arasında taraflara tebligat yapılması, başka kurumlardan belge veya kayıtların istenmesi, tanıkların çağrılması, bilirkişi incelemesi veya keşif yapılması, müzekkerelere cevap beklenmesi gibi birçok işlemin tamamlanması gerekebilir. Bunun yanında mahkemelerin dosya ve duruşma yoğunluğu da yeni duruşma tarihinin belirlenmesinde önemli rol oynar.

Mahkeme lehime tazminat veya alacağa hükmetti. Para hemen hesabıma yatar mı?

Hayır. Mahkemenin bir kişinin size belirli bir miktar para ödemesine karar vermesi, bu paranın kendiliğinden banka hesabınıza aktarılacağı anlamına gelmez. Karşı taraf mahkeme kararından sonra hükmedilen tutarı kendiliğinden ödeyebilir. Ödeme yapılmaması hâlinde ise kararın icra yoluyla yerine getirilmesi ve alacağın tahsili için icra takibi başlatılması gerekebilir. Bu süreçte borçlunun haczi mümkün malvarlığı değerleri üzerinden tahsil yoluna gidilebilir. Bu nedenle bir davada para ödenmesine karar verilmesi ile o paranın fiilen tahsil edilmesi birbirinden farklı aşamalardır. Borçlunun haczedilebilir malvarlığının bulunmaması veya tahsilata elverişli malvarlığına ulaşılamaması hâlinde, lehe bir mahkeme kararı bulunmasına rağmen tahsilat mümkün olmayabilir.

Mahkeme salonunda fotoğraf veya video çekilebilir mi?

Hayır. CMK uyarınca adliye içerisinde ve mahkeme salonlarında fotoğraf çekilmesi, ses veya görüntü kaydı yapılması yasaktır.

Gizlice alınan ses kaydı mahkemede delil olarak kullanılabilir mi?

Kural olarak hayır. Bir kişinin bilgisi ve rızası dışında alınan ses kaydı hukuka aykırı delil niteliğindedir ve ayrıca cezai sorumluluk doğurur. Ancak kişinin kendisine karşı işlenmekte olan ve/veya ani gelişen bir suç ya da haksız saldırı karşısında, başka türlü delil elde etme imkânının bulunmadığı durumlarda yaptığı kayıtlar somut olayın özelliklerine göre hukuka uygun delil kabul edilebilir.

Duruşmalarda kim nerede oturur?

Hukuk mahkemelerinde, hâkimin bakış açısından bakıldığında davacı taraf hâkimin sağında, davalı taraf ise solunda kendileri için ayrılan yerde oturur. Ceza mahkemelerinde sanık avukatı hâkimin solunda, katılan veya müşteki taraf ve vekili ise hâkimin sağında kendilerine ayrılan yerde bulunur. Sanıklar hakimin karşısında kendileri için ayrılan yerde bulunurlar. Mahkeme salonunun fiziki yapısına göre oturma düzeninde farklılıklar görülebileceğinden, duruşma sırasında mahkeme personelinin yönlendirmesine uyulur.

Avukat Seher Fettahoğlu Öztürk

İstasyon mh. Hakim Çağlar Işık cd. Ulusoy Plaza K:1 D:16 EDİRNE

Tel : 0 284 214 86 89 GSM : 0 501 219 27 92 e-mail : edirnehukuk@gmail.com